.

.
Ekşi Beşiktaş. Blogger tarafından desteklenmektedir.

.

.
24 Eylül 2017 Pazar

Karne: Fenerbahçe 2 - 1 Beşiktaş

Goller: Ryan Babel (87')
En iyi üç: ?
En kötü üç: ?


Anket:


21 Eylül 2017 Perşembe

STSL 06 Fenerbahçe - Beşiktaş


Tarih:  23 Eylül 2017 Cumartesi 19.30

Stadyum: Ülker Stadyumu

Hakem Hakkında Bilgi: Ali Palabıyık ( BJK 5G 3B 3M / FB 9G 5B 3M)

Sakatlığı Bulunan Oyuncular: Nabil Dirar , Robin Var Persie , Martin Skrtel ( Belirsiz) , Alper Potuk ( Belirsiz) / Gökhan Töre ,  Atınç Nukan , Adriano , Oğuzhan Özyakup ( Belirsiz )

Cezalı Oyuncular : - / -


Not :  Sakatlık ve Cezalı Bilgileri Transfermarkt'tan alınmaktadır 

* Bugün Alper Öcal'ın konuk olarak katılacağı bir derbi özel podcast'i planımız var . Sormak istedikleriniz olursa yayına bekleriz .

18 Eylül 2017 Pazartesi

Karne: Beşiktaş 2 - 0 Konyaspor

Goller: Cenk Tosun (10'), Ricardo Quaresma (66')
En iyi üç: Pepe, Atiba Hutchinson, Caner Erkin
En kötü üç: Jeremain Lens, Anderson Talisca, Necip Uysal

Karne:

Şenol Güneş 7.3
Beşiktaş 7.2
Konyaspor 4.6
Serkan Çınar 6.3

Fabri 7.3
Gary Medel 7.8
Pepe 8.3
Caner Erkin 7.9
Adriano (40')7.5
Tolgay Arslan 7.6
Atiba Hutchinson 7.9
Anderson Talisca 6.5
Ryan Babel 6.7
Ricardo Quaresma (81')7.8
Cenk Tosun (69')7.4

Necip Uysal (40') 6.7
Alvaro Negredo (69') 7.2
Jeremain Lens (81') 5.5

Takım Ortalaması 7.3

Anket: 38 kişinin katılımıyla tamamlanmıştır. İlginiz için teşekkürler.


16 Eylül 2017 Cumartesi

STSL 05 Beşiktaş - Atiker Konyaspor


Tarih: 18 Eylül 2017 Pazartesi , 20.00

Stadyum: Vodafone Park

Hakem Hakkında Bilgi: Serkan Çınar (BJK 9g 1b 0m - AKS 2g 7b 5m)

Sakatlığı Bulunan Oyuncular:  Atınç Nukan , Gökhan Gönül , Gökhan Töre  / Abdou Traore

Cezalı Oyuncular : Dusko Tosiç / Ali Çamdalı


Not :  Sakatlık ve Cezalı Bilgileri Transfermarkt'tan alınmaktadır .
15 Eylül 2017 Cuma

Şenol Güneş ile Geleceğimiz



Son zamanlarda olaylara, olgulara, kişilere ilişkin değerlendirme yapılırken bir kutup seçiliyor ve genelde yeterince emek verilmeyen fikirlerle o kutbun ‘gereği’ yapılıyor. İnsanlar bir ‘ön karar’ veriyor. Bu ön kararı etkileyen makul sebepler oluyor elbette ama daha sonra detaylı bir değerlendirme yerine ön kararın içi dolduruluyor. Konu futbol olduğunda durum farklı değil. Beşiktaş’ın teknik direktörü Şenol Güneş de bu yaklaşımdan payını almış gibi. Seveni asla toz kondurmuyor. Bir şekilde en baştan beri memnun olmayanı her eksikliği ona bağlıyor.

Bu yazıyı hazırlarken amacım Şenol Güneş’i kapsamlı değerlendirecek detaylı bir dosyadan ziyade geçmişini hatırla(t)mak, değerlendirmeye yardımcı ve hareket noktası olmak. İki yıl üst üste şampiyon olmuşuz; nereden çıktı bu değerlendirme diyenler olabilir.  Bence tıpkı atağa kalkarken kaptırılan toplarda olduğu gibi tehlikeli bir döneme girdik. Evet, ataktayız ama gelen başarılarla daha fazla kontrat altına girildi ve takım yaşlandı. Yani başarıya daha fazla mahkûm hale geldik ve de rakiplerimiz de başarı gelmezse epey zedelenecek bir durumda. Yani bir gol daha atıp biraz rahatlamazsak stresli günler geçirebiliriz. Ama o golü atarsak hegemonya yolu sonuna kadar açılır.

Önce geçmiş; Şenol Güneş’in aktif spor hayatında kaleci olarak 15 yıllık Trabzonspor kariyeri var. Trabzonspor ile yakın ilişkiler içerisindeki Akçaabatsebatspor haricinde başka bir takımda oynamamış. 35 kez milli olmuş. En uzun süre gol yememe rekorunu kırmış. 6 kez şampiyonluk yaşamış. Epey parlak bir kariyeri var ve bu kariyer içerisinde başarıyı da başarılı olma baskısını da tatmış. Trabzonspor ağırlığı teknik direktörlük döneminde de görülmüş. Trabzonspor’dan başka 90’lı yıllarda Bolu, İstanbulspor, Sakarya ve Antalya ile kısa süren ve çok da parlak olmayan deneyimler yaşamış. Trabzonspor’u ise 4 farklı dönemde çalıştırmış. İlki bir yıl süren ve tecrübesine göre fena sonuçlanmayan deneyim, yeni transfer ünlü kaleci Jean-Marie Pfaff arasında çıkan sorun nedeniyle istifa ile sonuçlanmış. Bunu bir yere not edelim. 1993-1996 yılları arasında süren ikinci dönemde önce bir üçüncülük sonra iki ikincilik ve bir Türkiye Kupası var. Özellikle 82 puan topladığı ve Fenerbahçe ile çekiştiği 95-96 sezonu için ‘finali yapamadığı’ konusunda eleştirildiğini de bir not olarak düşelim. 4. Yılında ise kaybedilen bir Beşiktaş maçı sonrası dördüncü sırada iken görevden ayrılması da ayrı bir (hatta iki) ironi. Hele takımın son yıllardaki hali düşünülünce. Trabzon’daki üçüncü dönemi ise bir yıldan bile kısa ama oraya da bir ikincilik sığmış. Son olarak 2009’da dönüş Trabzon’a. 3 yıldan biraz daha uzun bir dönem. Önce Türkiye Kupası, sonra bir lig ikinciliği (olaylı sezon; 82 puan) ve bir lig üçüncülüğü var. Şenol Güneş futbolu bırakalı 30 yıl olmuş ve bu dönemde Trabzonspor 5 kez ikinci olabilmiş 4’ü onun yönetiminde. Tek bir dönem olsa başka parametrelerden de bahsedilir haklı olarak ama Trabzonspor’un onsuz neredeyse hiç başarılı olamaması bize bir fikir verebilir.
Şenol Güneş’in kariyerindeki en önemli basamak ise hiç kuşkusuz milli takım yılları. 2000-2004 yılları arasında çalıştırdığı Milli Takım’da bir Dünya Kupası üçüncülüğü ve bir de Konfederasyonlar Kupası üçüncülüğü var. Dünya kupasında çokça eleştirilmişti ama geçen sürece ve Milli Takım’ın ‘başarı’larına baktığımızda biraz haksızlık edildiği kesin. Diğer taraftan o üçüncülükte enteresan biçimde turnuva öncesi bizde dünya sıralamasında yukarıda olan hiçbir takımı yenememiştik. Bunun yayından Brezilya ile iki kez başa baş oynadığımızı hatırlatmak da doğru olur. Ardında Avrupa Şampiyonası elemelerinde play-off maçında Letonya’ya kaybettiği için istifa eder. Daha sonra Kore liginde FC Seoul’de 3 yıl çalıştı. Burada iyi anılan bir dönem geçirmiş olsa da yine 2.’likten yukarı çıkamadı. Diğer taraftan önce hiç ilk ikiye girememiş bir takımdı Seoul. Ancak sonraki dönemde 3 kez şampiyon olabildi. Beşiktaş öncesi son olarak Bursaspor’da görmüştük Şenol Hoca’yı. Burada göze hoş gelen bir futbol oynattı. Bursa’ya son dönemde aldığı en fazla puanı tattırdı. Ancak sonuç olarak 6.’lık bir başarı olsa da göz alıcı bir sonuç da değildi. 

Hocanın kariyerinde ön plana bazı notlar var. Genel olarak gole yatkın takımlar yapıyor. 1996’daki 2.’likte ya da Bursa sezonunda en çok gol an takımı çalıştırmış. Ancak yeri geldiğinde daha az gol atıp yiyen sezonları da olmuş (2010-2011). Yani hoca için ‘hücuma dayalı oyunu sever’ genelde doğru bir tabir olabilir ancak bu onun ayrılmaz bir parçası değil. Kazanmak için bunda değişiklikler yapabiliyor. Ayrıca forvetleri genelde çok gol atıyor. Takım çok gol attığı için de olabilir ama 3’ten fazla sayıda gol kralı çıkarması özel bir anlam çıkarmayı da sağlayabilir.

Çalıştırdığı takımlarda 3 kez Avrupa Kupalarında ön elemede zayıf takımlara elenmiş. Bizdeki sezon başı eleştirileriyle birleştirildiğinde bu durum bize takımlarının sene başında forma girmelerini çok istemediği gibi bir sonucu çıkarıyor. Röportajlarda da sezon başı kamplarını ağır geçirdiğini, idmanlarının da pek sevilmediğini söylemişti.

Hocaya ilişkin ‘eğitici antrenör’ gibi bir yaklaşım var. Ancak ‘Şenol Güneş’in parlattığı yıldızlar’ olarak adı geçen oyuncular genelde (Emre Taşdemir gibi istisnalar hariç) belirli bir yeteneği olan kendilerinden beklenen çıkışı yapamamış ve kısmen de anlayış olarak yetersizlikleri olan tipte oyuncular. Genç yıldız adaylarından Enes Ünal, Şenol Güneş Bursaspor’unda bir önceki yıldan daha az dakika almıştı. Yani hoca takım için o an lazım olacak şekilde alabileceğinin en iyisini almaya çalışan bir karakter. Bir Tigana değil. Ya da Fatih Terim, Mustafa Denizli gibi şapkadan tavşan çıkarmaya da meraklı değil. Çok daha realist, ana odaklı ve (genç) oyuncu yetiştirme gibi bir misyon edinmiyor kendine. Nagelsman’a göre koçluğun %30'u taktik; %70'i sosyal yeterlilik. Bence sadece koçluğun değil genel olarak yöneticiliği/liderliğin de önemli bir kısmı insan yönetimi. Birçok açıdan zor bir topluluk olan futbol takımı oyuncularını idare edebilmek ise adeta sanat. (Bu kavramı ‘Yönetim bir bilim midir, sanat mıdır’ gibi tartışmalara atfen kullanmıyorum) Sonuç olarak hocanın oyun yönetimi ayrı bir tartışma ama oyuncu yönetiminde üst düzey seviyelerde. 

Oyun anlayışı olarak verilere ulaşabildiğimiz 2009 sonrası dönemde %90’dan fazla 4-2-3-1 oynatmış. Bir dönemin modern sistemiydi. Hala çok kullanılıyor ama özellikle yeniliklerin çıktığı Almanya ve İngiltere’de çok düşünülmüyor; oralarda farklı sistem denemeleri var. Şenol Hoca ise bu denemelere pek yaklaşmıyor. Şu anda bizim oynadığımız oyunun ya da dizilişin ‘old school’ kaldığı yönünde eleştiriler bence makul olacaktır. Diğer yerli hocalarla kıyasladığımızda -kıyasımız Mustafa Denizli, Fatih Terim olduğunda- en ‘yeni’lerden biridir muhtemelen. Yeniliğe açık bir yapısı olduğu hissettiriyor ama bu ‘yeni’liği güncel mi: Soru işareti.

Röportajlarda ise ağırlıklı olarak topa sahip olmayı istediği ve pasla oyuna hükmetmeyi düşündüğünü belirtiyor. Ancak bunun imkânları konusunda kimi zaman sahadaki oyuncuları yorumlamasında sorunlar olabiliyor. Şenol Güneş gibi belirli bir oyun isteği olan ama bunun için oyuncularla çok fazla uğraşmayan ve oyunculardan ne alabilirse onu almaya çalışan bir hocanın saha içinde oyun aklı yüksek oyuncularla çalışması faydayı maksimize edecektir. Zaten hocanın ‘oyuncu mu sistem mi?’ sorusuna her ikisi de cevabı vermesi;  kafasında bir sistem olsa da oyuncuyu ona uydurmaya çalışmaması bu potansiyel faydayı daha iyi açıklıyor. Zira transferlerde de çok fazla oyuncu ismi vermiyor. Muhtemelen Türkiye’deki teknik direktörler ile menajerler arasındaki birçoklarınca var olan sorunlu ilişki nedeniyle. Bu da yönetime önemli bir görev yüklüyor. Sadece iyi oyuncu almak değil aynı zamanda uygun oyuncu almak konusunda. Şu ana kadarsa yönetim iyi oyuncuya odaklanmış (bu kadarı bile geçmişe göre çok ileride elbette) durumda. Bu yıl biraz farklı gibi görünüyor; bu da umut verici. Röportajlar demişken hocanın iletişim ve kendini ifade etmek konusunda biraz eksik kaldığını düşünüyorum. Bir iletişim danışmanı ile çalışmasının faydalı olacağını düşünüyorum. Basın toplantılarında da bazen gereksiz gerginlikler içinde olabildiğini de görüyoruz. Arka planı bilmediğimiz için haklı sebepleri vardır muhtemelen ama yine de bu noktaya da dikkat edilmeli.

Hocaya ilişkin önemli eleştirilerden biri takıntılı, inatçı ve muhafazakâr olması yönünde. Ben bu görüşe karşı ortalarda bir yerde duruyorum. Ancak ‘olmuş’ teknik direktörlerin çok azının kariyerinin belli bir noktasından sonra esneklikler gösterebileceği gerçeğini de vurgulamak gerekiyor. Belki -son günlerde de çok konuşulan- yardımcı hoca burada bir açılım sağlayabilir. Eski Beşiktaş yıldızlarındansa taktik/teknik anlamda kendini geliştirmiş, yeniliklere açık bir yardımcı hoca daha faydalı olabilir. 

Yerli oyunculara iltimas geçtiği ya da hemşericilik yaptığı gibi eleştirilere ben çok katılmıyorum; kendisi de bunlara tepki gösteriyor. Zaten böyle bir yaklaşım kendini riske atmak olur. Aynı kalitede gördüğü iki oyuncu arasından yerliyi seçebilir; bu da takım içi etki düşünüldüğünde anlaşılır bir tercih. Genel yapıya bakılmadan tek tek oyuncu üzerinden yorum yapmak sağlıklı olmayabilir.

Sonuç olarak oyuncu yönetimi üst düzey olan bir teknik direktör. Ancak oyun yönetimi ile ilgili eleştiriler var. Bu eleştirilerin başında Beşiktaş’ın oyuncu takımı olması geliyor. Gerçekten 2001 Avrupa Basketbol Şampiyonası’ndaki Türkiye’yi andıran bir durum da görmüyor değiliz. Fena olmayan bir savunma var. Elinden gelenin en iyisini yapmaya çalışan yetenekli oyuncular var. Bunlar belirli ‘an’larda ortaya çıkıyor. Sürdürülebilir gibi görünmese de birileri o ‘an’larda hep çıkıyor ortaya. Ancak uzun vadede ayakta kalacak bir yapı da inşa edilemiyor. Bu eleştiri bence de makul ancak elbette sürekli başarı beklenen bir büyük takımda çalışmak pragmatik ve pratik olmaya yönlendiriyor olabilir. Bu da makul bir karşı argüman. Örneğin Abdullah Avcı’nın Başakşehir’de kurduğu sistemi Beşiktaş’ta kurmak o kadar kolay olmayabilir. Burada çok daha fazla gözetilmesi gereken husus var. Çok daha fazla baskı var. Ayrıca iyi bir oyun planı kurmak sadece teknik direktöre değil aslında tüm bir yapıya bağlıdır. Yapının tamamı iyi bir sisteme uygun mu: Yine soru işareti.

Bence son iki şampiyonluğumuzda en büyük pay hocanın. Ancak başarıyı sürdürülebilir kılmak ve Avrupa’da da önemli başarılar kazanmak istiyorsak; daha sağlam bir yapı kurmak istiyorsak Şenol Güneş’in kendini bir seviye daha aşması gerekiyor dersek yanlış olmaz. Geçmişinden Beşiktaş’a kadar olan serüvenine ve gelişimine baktığımızda bunu yapabileceğini gösteriyor. Ancak enteresan biçimde Beşiktaş içi serüveninde gitgide tutuculaştığı gibi görüntü de yok değil. Başarı büyülüdür, insanlar bunu kaybetmemek için bazen ‘an’a fazla odaklanır. Ama ilerideki başarı çok daha büyük. Üstelik bu başarı hem Beşiktaş hem de Şenol Güneş için yeni ve daha yukarıda bir dönüm noktası olacaktır. Umarım bu dönüm noktasını hep beraber görürüz.

Not: Bu yazı Porto maçından önce hazırlanmıştı ancak gündemi meşgul etmemek için maç sonrası beklendi.
14 Eylül 2017 Perşembe

Karne: Porto 1 - 3 Beşiktaş

Goller: Anderson Talisca (13'), Cenk Tosun (28'), Ryan Babel (86')
En iyi üç: Cenk Tosun, Pepe, Ryan Babel
En kötü üç: Dusko Tosic, Ricardo Quaresma, Necip Uysal

Karne:

Şenol Güneş 8.8
Beşiktaş 8.6
Porto 6.3
Anthony Taylor 8.5

Fabri 8.5
Dusko Tosic 6.7
Pepe 9.0
Caner Erkin 7.7
Adriano (87')8.3
Oğuzhan Özyakup (65')7.3
Atiba Hutchinson 8.1
Anderson Talisca 8.2
Ryan Babel 8.9
Ricardo Quaresma (73')6.9
Cenk Tosun 9.4

Gary Medel (65') 8.0
Alvaro Negredo (73') 8.0
Necip Uysal (87') 7.2

Takım Ortalaması 8.0

Anket: 65 kişinin katılımıyla tamamlanmıştır. İlginiz için teşekkürler.

11 Eylül 2017 Pazartesi

UCL 01 Porto - Beşiktaş



Tarih:  13 Eylul 2016 Çarşamba , 21.45

Stadyum: Estadio Do Dragao

Hakem Hakkında Bilgi: Anthony Taylor (İNG)

Sakatlığı Bulunan Oyuncular:  Fabiano / Gökhan Gönül , Adriano (Belirsiz)

Cezalı Oyuncular : Vincent Aboubakar , Maxi Perreira / -

Not :  Sakatlık ve Cezalı Bilgileri Transfermarkt'tan alınmaktadır .

EkşiBeşiktaş Podcast Bölüm 6 / Sorular

Merhabalar herkese .

Bu akşam 22.00 civarında podcast serisinin 6. bölümünü canlı yayınlamayı planlıyoruz . Ana başlıklarımız :


  1. Karabük maçı değerlendirmesi
  2. Porto Maçı ve kuradan sonra diğer rakiplerin form durumu
  3. Süper Lig'de geride kalan 4 haftada rakiplerin durumu
  4. Premier League'in aldığı transfer döneminin lig başlaması ile kapanması kararı
Bu konularla ilgili veya gündeme dair konuşulmasını istediğiniz başka mevzuları buradan , canlı youtube sayfasından ve ekşibeşiktaş twitter hesabına sorabilirsiniz . 

İyi seyirler . 
9 Eylül 2017 Cumartesi

Karne: Karabükspor 0 - 1 Beşiktaş

Goller: Ryan Babel (78')
En iyi üç: Fabri, Ryan Babel, Pepe
En kötü üç: Dusko Tosic, Ricardo Quaresma, Anderson Talisca

Karne:

Şenol Güneş 6.6
Beşiktaş 6.6
Karabükspor 5.1
Ali Palabıyık 5.8

Fabri 7.7
Dusko Tosic (68')4.5
Pepe 7.3
Caner Erkin 6.3
Necip Uysal 5.9
Oğuzhan Özyakup 6.9
Tolgay Arslan 7.0
Anderson Talisca (83')5.3
Ryan Babel 7.6
Jeremain Lens (60')5.5
Alvaro Negredo (71')6.8

Ricardo Quaresma (60') 5.0
Matej Mitrovic (71') 6.2
Atiba Hutchinson (83') 6.3

Takım Ortalaması 6.3

Anket: 32 kişinin katılımıyla tamamlanmıştır. İlginiz için teşekkürler.

5 Eylül 2017 Salı

Ekşi Beşiktaş Podcast Bölüm 4


Bu akşam Türkiye - Hırvatistan millî maçından sonra canlı yayında olacağız. Hem maçı değerlendireceğiz, hem de yabancı sınırı tartışmalarına değineceğiz. Sormak istediklerinizi yorumlar kısmına bırakabilirsiniz. Teşekkürler!

Not: Podcast'i tekrar izlemek isterseniz bu linkten ulaşabilirsiniz. Podcast olarak iTunes'a yükleme konusunda bazı teknik sorularla uğraşıyoruz ama kısa zamanda hâlledeceğimizi ümit ediyoruz (tavsiyelere de açığız). Yorumlarda çok güzel sorular gelmiş fakat bu hafta Millî Takım ve Yabancı Sınırı konusunu değerlendirdiğimiz için onlar haftaya devretti. Tekrardan teşekkürler.

Ara